MENÜ
İstanbul 25°
Patronlar Dünyası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
İkinci Küba Devrimi
Cihan Alpay
YAZARLAR
23 Kasım 2015 Pazartesi

İkinci Küba Devrimi

Geçen hafta iki yıl aradan sonra tekrar Küba’ya gittim. Her seferinde olduğu gibi kafam yine oradaki insanları neyin mutlu ettiğini anlamaya çalışmakla meşguldü. 

Küba dünya üzerindeki birkaç komünist ülkeden biri. Hemen her şey devlet malı ve devletin koyduğu kurallar çerçevesinde kullanılabiliyor. Herhangi bir şeye sahip olmak pek mümkün olmadığı gibi zaten sahip olunacak pek bir şey de yok ülkede. Küba’da, özellikle de ülkenin başkenti Havana’ da insanlar sefalet içerisinde yaşıyormuş gibi görünüyor. Ortalama aylık gelirin 20 euro civarında olması, bu parayla yaşanabilecek hayat konusunda sanırım bir fikir verebilir. Hemen hemen bütün ihtiyaçlar “devlet” mağazalarından karşılanıyor. Sağlık ve eğitim sisteminin çok kaliteli ve iyi olmasının dışında da hayata dair pek fazla bir şey yok ülkede.

Ancak bunun yanında sokakta karşılaştığınız hemen herkes mutlu ve neşeli görünüyor. Ülkede işsizlik oranı çok düşük ve halkın tamamına yakını okur yazar. Hiçbir şeyleri olmadığı gibi hiçbir şeye ihtiyaçları da yok gibi duruyor. Birkaç sene öncesine kadar internet halk için erişilmez olduğundan dünya ile “olmayan” ilişkileri tamamen kopuktu. 56 yıllık Amerikan ambargosu ve ülkede petrol, tütün ve şeker üretimi dışında herhangi bir üretimin olmayışı hayat standartlarını da belli bir seviyede tutuyor. 

Buna rağmen Havana’ da her taraftan müzik sesleri duyuluyor, insanlar güleryüzlü ve neşeli, hayat günün her saatinde cıvıl cıvıl, hava kışın bile 25 derece seviyesinde seyrediyor ve zor şartlara rağmen bir tane bile kötü kokan insanla karşılaşmıyorsunuz. Ülkede suç oranı neredeyse sıfır, bu kadar yokluğa rağmen kimse bir şeyinizi çalmaya yeltenmiyor. 

Amerikalıların çok kullandığı bir söz var; ‘Bilmemek büyük mutluluktur.’ (Ignorance is bliss) Bir durumla ilgili tüm gerçeklerin bilinmemesinin, bazen insan için daha iyi olduğunu vurgulamak için kullanılan bir söz. Acaba Küba’ daki durum bu mu? Dünya ile ilişkileri kopuk olan insanlar, kapitalist düzenin yarattığı sanal ihtiyaçlardan bihaber oldukları için bizim günlük yaşamda eksikliğini hissettiğimiz şeylerin eksikliğini hissetmiyorlar mı?

Dışarıdan bakınca, sahip olabilcekleri her şey etraflarında, bir kol mesafesinde. Daha fazlası olmadığından kimse daha fazlası için kavga etmiyor. Yurt dışından gelen turistler için bile parayla satın alınabilecek çok fazla bir şey yok. Gidilecek, kalınacak lüks yerler, pahalı yemekler ve restoranlar, gösteriş yapılabilecek arabalar, yatlar yok. Yiyecek, içecek standart. 

Hatta Küba’lı puro satıcısı arkadaşım Joel’ in söylediği bir şey beni epey düşündürdü. 1 Kasım seçimlerinden sonra Türkiye’ den gelen bir müşterisi, seçimlerden dert yanmış ve Joel de demiş ki “Bak ben ne kadar mutluyum, seçimle uğraşmama bile gerek yok, çünkü burada seçim yok.” 

Sınırın açılmasıyla Amerikalı turistler Küba’ ya kalabalık bir şekilde gelmeye başlamış bile. Yabancılara inşaat izni verilmesiyle birlikte de yabancı sermaye Küba’ya akmaya başlayacak. Artık şehirde wi-fi olan noktalarda günün her saatinde ellerinde telefonlarıyla toplanmış kalabalıklar görülebiliyor.

Bakalım klasik arabaları, mutlu insanları, puroları ve dünyanın her yerinde sağlık hizmeti veren doktorlarıyla tanınan Küba önümüzdeki yıllarda ne şekilde değişecek? Yabancı sermayenin girişi halkın mutluluğunu pozitif yönde mi yoksa negatif yönde mi etkileyecek? Küba’nın yaşam tarzı hangi yöne dönecek?
Yozlaşarak Miami’nin bir kopyası haline gelmemesi en büyük dileğim.
Sevgiyle kalın...


 
Küba'nın başkenti Havana'da kolonyal dönemden kalma birçok eser bulunuyor ve bu sebeple 1982 yılında UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesine dahil edilmiş.
 


Tam bir Atatürk hayranı olan Castro’nun ülkesinde Atatürk’ten başka hiçbir ülkenin liderinin büstü yok. Castro sadece Atatürk büstüne izin vermiş. Ayrıca, Atatürk’ün hayatını anlatan bir de kitap bastırıp ücretsiz olarak dağıttırmış. Bu durum büyük bir ayrıcalık olarak dikkati çekiyor. Büstün altında, Türkçe ve İspanyolca olarak “Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu - Yurtta sulh, cihanda sulh” yazıyor. 
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Patronlar Dünyası