MENÜ
İstanbul 25°
Patronlar Dünyası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Çözüm Sende: Sen değiş, dünyan değişsin
Cihan Alpay
YAZARLAR
23 Mart 2016 Çarşamba

Çözüm Sende: Sen değiş, dünyan değişsin

Ben burada kendi bildiğim kadarıyla, dilim döndüğünce hayata dair düşüncelerimi paylaşmak istediğimi daha önce söylemiştim. Biliyorum ki birey toplumun temel taşıdır ve değişim bireyden başlar. O yüzden hep bireyle ilgili yazıyorum, ancak yazılanlar toplum içerisinde yeri, görevi, konumu ne olursa olsun herkes için ve birlikte hareket eden her topluluk için de geçerlidir. 

İnsanların büyük çoğunluğu ne istediğini, neden istediğini, aslında neye ihtiyacı olduğunu bilemeden, göremeden hayatını geçirip gidiyor. Yaşama tutunuşumuz “iç güdüler” seviyesini çoğunlukla geçemiyor. Eğer hayal gücümüz olmasaydı bunda bir sakınca olmazdı. Doğadaki diğer hayvanlar gibi doğa kanunlarıyla yaşayıp giderdik. Ancak diğer canlılardan farklı olarak, insanın hayal gücü var ve bu güç ona gerçek olan ya da olmayan şeyleri kurgulayarak kendisi için hayali bir yaşam kurma imkanı sağlıyor. Hayal ettiği bu uyduruk yaşamda da, hayalinde kurguladığı donanıma gerçekten sahip olmadığı için mutsuz oluyor.



Kendi yarattığı problemleri çözmeyi başarı zannediyor, çözemediğinde kendi yarattığı acıların kurbanı oluyor. Kendini kurban olarak gören insan ise kendini kurtarabilmek için herşeyin mübah olduğunu düşünerek, rahatlıkla çevresine, dostlarına, ailesine hatta ülkesine zarar verebilecek davranışlara girebiliyor.

İnsan çoğu zaman acı çekmemek için büyük mutsuzluklara razı olur. Çoğu kabul etmese de, insanlar zamanla geçecek acılara ve belirsizliklere katlanmamak için süresiz mutsuzluğa katlanmayı tercih ederler. Halbuki acılar zamanla geçer, mutsuzluklar ise kalıcıdır.

Çoğumuz istediğimiz değil, mecbur olduğumuz, bize uyan, kendimizi daha bir güvende hissettiğimiz hayatlar sürüyoruz. Elimizdekini kaybetme acısına katlanmamak için, daha iyisine, doğrusuna ulaşmak yolunda, istediğimiz şeyleri yapma riskini göze alamıyor ve daha düşük bir yaşam kalitesine razı oluyoruz. Halbuki kaybetmenin kesin olduğu tek risk budur; “Risk almama riski”.

Risk alanlar ise hayatlarını istedikleri yöne doğru daha kolay götürebiliyor. Hayatta risk alarak ilerliyor, her seferinde daha büyük riskler alıyorlar. Liderler, işte böyle risk alarak ilerleyen insanların arasından çıkıyor. 

Bu insanların toplum adına, insanlık adına faydalı şeyler yapan kişiler olması ise tamamen köklerine bağlı. Çünkü bu dünyaya geldiğimizde ailemizin kuşaklar boyu geçmişindeki yaşanmışlıklar ile birlikte geliyoruz, kimse hayata temiz bir sayfayla başlamıyor aslında. Atalarımızın yaşadıkları nesilden nesile aktarılarak bizim bilinçaltı dünyamızı şekillendiriyor. Büyürken yakın çevremizden aldığımız küçücük mesajlar bile iç dünyamızda büyük değişikliklere sebep olabiliyor. Aldığımız eğitim kişiliğimizi şekillendiriyor.

Ama işin tuhaf yanı büyürken alınan eğitimin kalitesi hayat için sanki bir dezavantaj gibi duruyor. Tabi ki istisnalar çoktur ancak eğitimin kalitesi ne kadar yüksek olursa risk alma potansiyeli o kadar düşük oluyor.

Herkes kendi hayatından sorumlu, hayatını daha iyiye daha güzele götürmek, mutlu olmak kendi elinde ve gerekli riskleri almasına bağlı. Toplumun mutluluğu, huzuru, iyiliği ise risk alan, başarılı olan kişilerin arasında iyilerin, eğitimlilerin çok daha fazla olmasına...

Sevgiyle kalın, risk alın...

Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar

   Bu yazı henüz yorumlanmamış...

Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Patronlar Dünyası