MENÜ
İstanbul 16°
Patronlar Dünyası
PAYLAŞ 
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Facebook'ta Paylaş
Ah Göbeklitepe: Doğuş Grubu'na neden kırgınım
Ece Vahapoğlu
YAZARLAR
15 Ocak 2016 Cuma

Ah Göbeklitepe: Doğuş Grubu'na neden kırgınım

Bundan üç sene önce bir ayağı yurtdışında olan bir arkadaşımdan bir telefon aldım; bana “Türkiye’de Göbeklitepe diye bir yer var; dünya konuşmaya başlayacak ama tanıtan yok; sen gazetecisin, İngilizce biliyorsun, iletişimin iyi, bu konuyla ilgilenmeni öneririm” dedi. Hayatımda ‘Göbeklitepe’yi ilk kez o gün duymuştum. Hemen internete girip bakındım ve okuduklarım karşısında şaşkınlığım ve heyecanım arttı. O an iç sesim bana dedi ki; “Ece, Göbeklitepe için bir şey yap!”

O gün neler yapacağımı henüz bilmiyordum; sadece ilham gelmişti; ülkem için iyi bir şeyler yapmak adına isteğim büyüktü. 

Önce Şanlıurfa’ya 18 km mesafede, Dünyanın İlk Tapınağı kabul edilen Göbeklitepe’nin profesyonel fotoğraflarını çektirip bir sergi açma fikri doğdu. Bu işlerin üstadı arkadaşım, Diagonal fotoğraf laboratuarının sahibi Zekai Demir ile hemen görüştüm. Birlikte ilk toplantımızda öyle heyecanlandık ki, “sadece fotoğraf sergisi olmasın, video da çekelim, resimli bir kitap da yapalım, web sitesi kuralım” gibi fikirlerle bir çok mecraya genişlettik hayalimi.

Fotoğraf ve video çekim ve baskı ekibi, yönetmen, kreatif kişiler derken projemin dijital ayağı için de yine arkadaşım olan 360 Plus Medya’nın sahibi Zehra Öney ile bir kahvaltı masasında ok’leştim. Projenin basın ve medya tanıtımları için de Aslı Akın’ın sahibi olduğu Team İletişim ile el sıkıştım. Etkinlik yönetimi için de TATU event ajansı ile anlaştık.

Ama tüm bunlardan önce kendim, tek başıma kalktım Urfa’ya gittim. Urfa’da tanıdığım birkaç kişi ile yerel yönetimlerden randevu alıp görüşmelere gittim. Valiliğe, Belediye Başkanı’na, kalkınma ajanslarına… Hayalimi, projemi anlattım. Yerel yönetimlerden para istemedik; sadece destek talep ettik.

Projem giderek büyüyor; gece gündüz Göbeklitepe’yi düşünerek günlerimi geçiriyordum. A’dan Z’ye tüm detayları kafamda toparlamaya çalışıyor, sayfalarca notlar alıyordum. 70 sayfalık bir kitap da yazacaktım. Bakanlık da İngilizce’ye çevirtecekti. Göbeklitepe projeme bir isim buldum ve yazdım: Göbeklitepe Tanıtım Projesi!

Kadim bir mekanı tanıtacağız; tabii ki büyük bir iş; ulusal basını da Urfa’ya ve Göbeklitepe’ye götürmek istiyordum. Tanıtım için gerekli kalemleri yazdıkça maliyetlerin de arttığını fark ettim. Mutlaka bir sponsor bulmak gerekiyordu.
Powerpoint’te ve word’de iki ayrı yazım şekliyle projenin dosyasını oluşturdum. Ekiplerden tek tek, detay detay projemizin masraf bilgilerini istedim. Şanlıurfa basın gezisinin uçak biletlerinden, otellerine, ara transferlerinden, yemeğe kadar maliyetlerini de çıkardık. 



Sponsorluk dosyamı hemen Türkiye’nin en büyük özel kurumlarından Doğuş Grubu ve Koç Holding’e gönderdim. Aynı hafta iki büyük bankanın üst yöneticilerinden randevular aldım. Tam bir bankaya görüşmeye gidiyordum ki cep telefonumdan aranarak Doğuş Grubu’nun projeyi beğendiğini ve kabul ettiğini öğrendim. Kısa sürede Doğuş Grubu Kurumsal İletişim departmanı ile toplantılara başladık. Sonraki 1.5 senemiz sürekli irtibatta kalarak, kah toplantılarla, kah telefon ve email trafiğiyle geçti. Önemli bir gruba bir fikir götürüp proje haline getirdiğim için büyük sorumluluk hissediyordum. Ayrıca profesyonel iş hayatına atıldığımda ilk işim Doğuş Grubu bünyesindeki Garanti Bankası ve ardından Cnbc-e ve NTV televizyonlarıydı. Her detayla yakından ilgilenerek çok çalışıyordum.

Sayısı 20 kişiyi bulan kendi proje ekibimle de her ay buluşup saatlerce toplantı yaptık. Sık sık Urfa’ya gittim. Hatta geçen sene kalp krizinden kaybettiğimiz o zamanki Alman Kazı Başkanı Klaus Schmidt ve ekibini ikna etmek için uçağa atlayıp sadece bir günlüğüne Berlin’e gittim.



Onlarca resmi yazışmamızın yanısıra, Ankara’ya da iki kez, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile görüşmeye gittim.

Bir yandan da beni o zaman hakkıyla tanımayan Urfa ahallisi ile uğraştım. “İstanbul’dan sarışın ünlü bir kadın geliyor, bizim burada birşeyler yapmak istiyormuş” diye türlü önyargılara maruz kaldım. 

Bir ara resmi bir evrağın dili değiştirilerek projemiz engellenmeye çalışıldı. O dönem yakınlarım biliyordu; genele pek hissettirmedim ama hayatımın en zor bir ayını geçirdim. Yemeden içmeden, uykudan kesildim. Büyük bir proje yapıyordum, güçlü bir sponsor kurumu yanıma almıştım, ekip kurmuştum. Kendimi sorumlu hissediyordum. Sorunu çözmek için milyon tane olasılık üzerine günlerce düşündüm; uzun uzun yazılar yazdım, telefon görüşmeleri yaptım. Eyüp Sultan Camii’ye bile gidip resmen yalvardım ve projemin tamamlanması üzerine adak adadım. Sonunda bir gün sakinledim, dua ettim, meditasyon yaptım. Ertesi gün mucizevi şekilde Alman Büyükelçisi’nden bir telefon almakla kalmayıp bir de iki ülke arasındaki gerginlik için özür dilendiğini bile işittim.

Proje tekrar rayına oturdu; lansman için doğru zamanı belirlerken kazı ekibinin belirli aylara yayılan çalışmaları göz önünde bulundurulurak zaman zaman ertelendi. Tam bir tarihe karar vermiştik ki dönemin Bakanı son anda katılamayacağını bildirdiği için tarihi bir kez daha erteledik.



Ve nihayet 50 Ulusal basın mensubu ve yerel basını 2013 yılının Kasım ayında Şanlıurfa’da ağırladık. Göbeklitepe’yi birlikte gezdik. Sergiyi Bakan Faruk Çelik ve Doğuş Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ferit Şahenk ile birlikte açtık. Göbeklitepe’nin T heykellerinden esinlenerek yaptırdığımız ödülü sahnede Ferit Bey’e takdim ederken Bakan ile birlikte fotoğrafına beni de istemesi çok duygulandırmıştı. “Ben bir şey yapmadım, herşeyi Ece yaptı; asıl ödülü o hak etti” demesi benim için onca insanın önünde bir onurdu. İki senenin emeğini herkesle paylaşıyorduk.

Göbeklitepeden çıkan eserlerde yer alan hayvan figürlerinin seramiğe basılı fotoğraflarından oluşan Göbekli Tepe Sergisi’ni şehire bağışlayarak Urfa’ya bıraktık. Ben hala zaman zaman Urfa’ya gittiğimde Belediye yetkililerine akibetini sorarım.
12 bin yıl öncesine uzanan, tarihin en eski tapınağı ve arkeoloji dünyasının en büyük keşfi olarak nitelendirilen Göbekli Tepe Tanıtım Projesi kapsamında ilk kez Şanlıurfa’da kapılarını açan sergimizi, sonra İstanbul’da İstinyePark’ta ziyaretçilerle buluşturduk.

Doğuş Grubu ana sponsorluğunda hayata geçirdiğimiz, proje koordinatörlüğümdeki Göbeklitepe Tanıtım Projesi sayesinde Urfa ve Göbeklitepe çok ilgi çekmişti. İnsanlarda farkındalık oluşturabilmiştik. Türlü zorluklara rağmen hedefimize ulaşmıştık.
12 bin yıllık Göbeklitepe neden bana malum olmuştu diye kendi kendime hep sordum; mutlaka bir anlamı ve dersi olmalıydı. 

Göbeklitepe hakkındaki çeşitli senaryolardan biri de; o alanın zamanında dişi enerjinin yüksek olduğu, toplumumuz anaerkilken, kadınların toplanıp ritüeller ve dualar yaptıkları mistik bir yer olmasıdır. Tarih sürecinde erkekler gelip toprakla alanın üstünü kapatmışlar; ama binlerce yıl sonra yine de Göbeklitepe yüzünü göstermiştir. Kim bilir kadınların tarih boyunca mücadele etmesinin de bir simgesi olabilir?

Göbeklitepe eserlerinin seramiğe baskılı fotoğraf sergisini, İngilizce ve Türkçe web sitesini, sosyal medya hesaplarını ve yine editörlüğünü yaptığım kitabı da içeren proje, Göbekli Tepe için yapılan en kapsamlı ve etkili tanıtım projesi olmasıyla dikkat çekmişti. Biz ekip olarak çok ama çok gururluyuz! Böylesine harika bir projeye imza attık. Doğuş Grubu bizi o gün desteklemeseydi bu kadar büyütemezdik hayallerimizi. 
Urfalılar da sağolsunlar sonradan bizlerin kıymetini anladılar; hatta Göbekli Tepe Tanıtım Projesi vesilesiyle Şanlıurfa Dayanışma Derneği tarafından ödüle bile layık görüldüm. Bu kadar çabanın sonunda anlamlı bir ödül de almak bizi çok mutlu etti. En azından ilk adımı attık! Göbeklitepe için daha yapılacak çok iş var.

Bu proje bana İlahi Adalet ve İlahi Akış kavramlarını çok öğreten bir süreç oldu. Er ya da geç olması gereken oluyor. İki senemi verdiğim bu proje bana 10 senelik tecrübe yaşattı. 

Doğuş Grubu ile sözleşmemiz bittikten sonra “Göbeklitepe’yi uluslararası platformlara da taşımalıyız” diyerek birkaç kez daha ziyaretlerine gittim. O dönem bir şey yapmadık. Sonra herkes kendi hayatlarına döndü diyelim. Grubun içerisinde ekipler değişti; müdürler geldi, gitti. 

Aradan bir sene geçti ve ben bir gün gazete ve internetten öğrendim ki; Doğuş Grubu, Göbeklitepe’yi Davos’ta tanıtacakmış! 

Aslında harika bir haber; ülkemizin önemli kadim bir arkeolojik yerinin yurtdışında, üstelik popüler bir zirvede tanıtılacak olması çok güzel bir gelişme. Hatta Doğuş Grubu Kültür ve Turizm Bakanlığı ile anlaşma imzalayarak sponsorluk hakkını da almış. Gazete ve internet haberlerinde hala benim projemin adı da kullanılıyor; Göbeklitepe Tanıtım Projesi!

Fakat fakat fakat, ne benim ne ekibimin bundan hiç haberi olmadı! 
Şaşırayım mı, üzüleyim mi, kırılayım mı, üstünde durmayayım mı, gurur mu duyayım, birbirine geçmiş hisler içerisindeyim.

Hiç kimseden çekinmem; haberi ilk öğrendiğimde yarım saat kendime gelemedim ve biraz gözyaşı döktüm. Doğuş Grubu’na kırıldığımı belirten kısa bir mesaj attım. Bebeğin gibi ortaya çıkarttığın ve büyüttüğün bir proje, senin hiç fikrin alınmadan, sana en azından nezaketen haber verilmeden, ekibine bir teşekkür bile edilmeden başka bir boyuta taşınmış.

Bizim resmi anlaşmamız artık bitmişti, anlarım, tabii ki herkes her istediği projeyi yapmakta özgürdür, üstelik haşa koskoca Doğuş Grubu, emimin çok da iyi yapacaktır ama bunlar emek işidir, vefa işidir. Gönül kırmanın enerjisini bilenler bilir…
Ben bu duygular içindeyken babamdan beni sarsan bir mesaj alıp kendime geldim; şöyle diyordu babam: “Kızım, kendinle kıvanç duy, gurur duy, senin projen bak nasıl da uluslararası büyük bir boyuta geldi!” 

Birden duruma başka bir açıdan bakmaya karar verdim. Evet, gurur duyuyorum. İyi hissediyorum. Hayalim “Göbeklitepe’nin dünyaya tanıtılması” değil miydi? Gücümün yettiği kadarını yaptım. Onu iyi bir şekilde büyütecek birileri varsa ne mutlu! Türkiye adına kim iyi bir şey yaparsa, hepimiz her zaman onun arkasında olmalıyız.
İtalya’dan üniversiteden döndükten sonra ilk çalıştığım işyeri Doğuş Grubu’nu tanırım; Davos ile kalmayıp projeyi çok daha ileriye götüreceğine inancım tam. Göbeklitepe dünyada hak ettiği yeri alacaktır. Yol açık olsun….

Teşekkür ederim….
Yorum Ekle
Yorumunuz gönderildi
Yorumunuz editör incelemesinden sonra yayınlanacaktır
Yorumlar
 Uğur yalçın
 27 Mart 2016 Pazar 18:20
Her daim,her şekilde Doğuş Grubundan ne gelirse gelsin şaşırmam,özellikle kazık!!!Onların içinde olduğu hiç bir ürünü 15 senedir kullanmıyorum.Araç muayenesi dışında ...
 Ķökserek
 16 Ocak 2016 Cumartesi 11:42
Cehalet mutluluktur.
 Buğra İlbey Uçakoğlu
 16 Ocak 2016 Cumartesi 03:11
Ece Hanım çok güzel ifade etmişsiniz. Süreci sizinle birlikte bizlerde yakından takip ettik. Çok büyük bir başarı ve onur. Fakat sizin emeğinize saygı duyulması gerekirdi. Doğuş Grubu bence bu konuda sizden ve ekipten hatta tüm Türkiyeden Özür dilemeli. ..Yolunuz hep açık olsun. ..Unutmayın ki bu platforma sizin sayenizde taşınıyor. ..
Yazarın Diğer Yazıları
Sayfa başına gitSayfa başına git
Masaüstü Görünümü  ♦   İletişim  ♦   Künye
Copyright © 2018 Patronlar Dünyası